Bu tınazda savrulur...
Bu millet öyle bir asalet ırmağından geliyor ki; her şeyin engüzel ve en iyisine laiktir. Onun için makamlarla yücelen insanlar değil insanlarla yücelen makamlar olmalıdır. Güzelliklere ve yıldızlara uzanan ellerimiz özürlü gönüllerden değil, güzellik ve iyilikler menbaından olmalıdır. Onun için ki yeni yetişen nesil ana ve babaların çok dikkat etmesi gereken nesildir. Elma içinden kurt yapar. İçindeki ilim ışıkları onu Helen, Coni olmaya değil, tarihe konu olmaya özendirmelidir. Gençlerin kılık kıyafetleri Rusya'daki kolhozların kıyafeti gibi değil, Atatürk'ün, Efelerin urbaları gibi olmalıdır. Eğitim sistemimizde millet ifadesinde milli haslet milli çıkarlar ve kutlu ufuklar akışında olmalıdır.
Öğrencilerin öğretmenleri ile alay eden değil, onlardan aldıkları feyiz ve ilimlerle pırıl pırıl aydınlanan ve aydınlatan unsurlar olmaları gerekmektedir. Becermek maharetini göremediğim insanlar sıkıntıya girdiğinde ya laiklik felsefesi, ya dinsizlik felsefesi boyaları ile boyanıyor. Oysa büyük şef Mustafa Kemal hem dindar, hem ülkülü mükemmel bir insandı. Milletimize ve vatanımıza ihaneti yoktu. Muzaffer kumandanın sarı saçları bulutlara değiyor mavi gözleri şimşekler gibi çakıyordu. Şimdi bakıyorum da onun vatanı terk etmesini istediği hainler vatan sever diye sunuluyor hatta filmleri çevriliyor. Vallahi buna tahammülü olmazdı Türk'ün Atasının.
Hele Türk gibi giyinip Türk gibi konuşmayan öz dilini öz yurdunda parya durumuna getiren nesillere hoşgörülü olması imkansızdı. Çünkü o Asım'ın nesli, çünkü o ihaneti yaşamıştı. Onları duyar, görür ve bitirirdi. Kararlıydı, asildi. Çünkü Türk'ün asil kanı onun gençlerde bulunmasını istediği en büyük varlık, en büyük zenginlikti. Avrupa ve sözde medeniyet soytarılarının göbek üzerine düşen kıravat bağlaması tuvaletten ve yataktan kaçmış zavallıların giyimlerini andıran iç çamaşır teşhirleri uygarlık belirtisi değil, taklitçilikle ve zavallılığın ifadesidir. Çalışkanlığı başarıları, dürüstlüğü hüküm sürdüğü dört kıtada adalet ve ilimi ile dünyanın örnek aldığı Türkler bu zayıf halkalarını silmeli, TİTREYİP ÖZÜNE DÖNMELİDİR. Yetkileri ve etkileri elinden alınmış sadece memur olarak bırakılmış öğretmen ve polislerimizi candan kutluyorum. Çünkü eğiten ve asayişi sağlayan değil eğittikleri ve asayişini sağladıkları insanlar tarafından otokontrol sistemine tabi tutuldukları şu eğitim ve güvenlik ortamında yürekten görev yapmaktadırlar. Ne mutlu onlara. Ne mutlu görevini ve haddini bilenlere. Türk milletinin geleceği olarak yüceltilmesi gereken gençlik Türk'ün millet olma erdemliliğini ifade eden örf ve ananelerinden uzaklaşmakla en büyük hatalarını yapmaktadırlar.
Hani nerde Atatürk'ün TÜRK, ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN. Düsturuna sadakat.Hani nerde ilim Çin' de de olsa öğrenin, bana bir harf öğretenin kölesi olurum diyen Hz. Muhammedin övgüsüne mahzar olma erdemliliği.
Güller kırmızı, beyaz, sarı ve renk renk açarlar ama gölgeleri karadır. Sevgili kelimesi sadakat ve samimiyetin üzerine çekilmiş sahte bir boyadır. Gerçek sevgili yüreklerde yaşayan sevgilidir. Çünkü sevgiliye sunulacak bir gülü koparmak isterken çiğnenecek çimenleri düşünmelidir. Zaman sabır ve ilimin mükemmelini, ilim ise insan gibi yaşamanın mükemmelini sunar. Büyük veli Mevlana "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" ezberi ile Allah'ın yarattığı en mükemmel varlık insanların nasıl olmalarını çok güzel ifade etmiş. Onun için hamama gidip kurnayı, düğüne gidip zurnayı beğenmeyenlerden olmayalım. Bir zamanlar Avrupadaki komşularının yaptığı densizlikleri uyaran nesillerin soyu bizler bugün beş paralık zibidiler ve insan hakları maskesi taşıyan kambazlar tarafından uyarılmakta ve cezalandırılarak idare edilmektedir. Bunun için mazisinle övünen değil mazisinin hasretleri ile yücelen ilim ve adaleti dağıtan insanlar olmalıyız. Sürülmeyen ve ekilmeyen tarladan meyva yerine diken alınır ya da odun alınır. Yani rüzgar eken fırtına biçer. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Medeniyet kisvesi altında evimize giren TV ler öz benliğimizi yıkmak, ahlakımızı yaralayıp öldürmek için çoooook Semralar, Tülinler Canerler ve Yabancı Damatlar yarattı. İşte bir milletin yarınları ile oynamak kültürü ve medeniyeti ile alay etmek bunun ta kendisidir. Türk Milleti en kısa zamanda kendini buna arındıracak güç ve asalete sahiptir.
Onarımı hep beraber yapalım diye sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü: "Dertler Paylaşıldıkça azalır, sevinçler de paylaşıldıkça çoğalır". Saygıyı bayrak, sevgiyi çiçek yapalım, el ele gönül gönüle yürüyelim, güneş batmadan biribirimize bıkmadan yiğit olalım. Mert olalım, doğruluğun ve kalkınmanın anahtarı Avrupalı ve Amerikalılara değil, damarlarımızdaki asil kandadır. NE MUTLU TÜRK'üm DİYENE
Ahmet BORAN
Emekli T.Halk
Bankası Veznedarı
Selam ve Saygılar olsun hepçinize...........
Ben aynı kültür pınarından kana kana su içmiş, aynı kültürün havasını çekmiş ciğerlerine sindirmiş artanını koynuna doldurmuş, aynı örf ve ananeleri yaşayıp yaşatan lazım olacak diye birazda tarcığına (dağarcık) doldurmuş DELİORMAN'dan Razgrat Mehmetler köyünden gelme TUNA'nın kollarının suyunu kana kana içmiş, matarasını doldurmuş
Ahmet Boran
elinde ibriğinaştarpası ile yollara düşüp espitleri çemberini sıkıştıran, katransızlıktan gıcırdayan tekerlikli öküz arabasında angıçlardan eşyalar düşmesin diye çulla kapatılmış halde Sarıbaşla, Akkuyruk adlı koca boynuzlu öküzlerin çektiği, zaman zaman da zorlayarak boyunduruğunun zelvelerini kıracak gibi olduğu yolculukla göç edip gelen neslin kızanlarındanım.
Benim görüp bildiğim abbam Ahmet ağaların Selim'in kızanı Hüsmen ağa...Ben onun sekizcik kızanının en kocamanı Nuri Hoca'nın sekizcik gülüsünden yedi numarayım.Ninem (Anam) Molla Ahmet'in kızı Rayme (Rahime)
Dedimya temin beyav.. Aynı kültür mirasındanız deye.Onun için sizin araladığınız kapıdan (Sitenize) misafir oluverem dedim...
Selamımı aldığınız beni de ağırladığınız için şimdiden teşekkürlerimi arz ediyorum. Bizim geliş konumuz Balkanlardaki sıkıntıdan yani Osmanlı-Rus harbinden imiş 1876'da.. Koca abbam kızanlarını talükatını toplamış çileden göç edercesine yollara düşmüş...
Zaten çok eski zamanlarda da KARAMAN'dan kültürümüzü, dinimizi yaymak ecdat diyarlarını yurt etmek için oralara muhacir olmuş atalarımız.
Fabrika yok, çıkrıklarla yün eğitrmişler iplik yapmışlar çufalıklarda dokuyup bez yapmışlar kendilerine giyecek temin etmişler.Katık yok... ahlat (armut) toplamış turşu kurmuşlar, lahana, biber ekmişler morpatlıcan kırmızı patlıcan ekmişler. Eriklerini toplayıp işi (ekşi) macın yapmışlar, kolaç ısırıp ya da kaçamak kaşıklayıp doyunma uraşmışlar. Zor zar saban, pullak yapabilip sürebildikleri tarlalardan kıt kanaat ekin almışlar, mısır almışlar. Dermenlerde (Değirmen) üütüp bazı ateş ekme bazı kolaç yapmışlar.
Birgün dermen yanından geçerken suyun gunguruk yaptını gördüm ..Hee... kızanları burdan tutela sandım. Bize sizi dereden tutttuk derlerdiya.
Kızan dimiz o gedi aklıma ba... hey gidi günler hey sofradan yarı tok yarı aç kalkalamış . Yok ki napsınlar hali vakti iii olanlar sadeyağ (tereyağ) iişimik (Ekşimik-Lor) korlarmış ekmek içine... Sobamı deesiniz adı ba.... ateşlikler vardıya... oraya birkaç dikme konur yakılırdı. Varlığı olmayanlar çıra ile biraz olanlarda kandillerle şavıklanırdı. Ben bile pek kart olmama rağmen ders çalışırken çook saçlarımı ütülettim kandile.
Gece karıla maleye giderken fenerlerini yakar çamıra batmadan giderler.Adamlar (Erkekler) da cami odasında toplanır anlatırlardı. Vaasa bi pilli ıradyo ile haberler dinnenir pil bitivemesin diye gene kapatılırdı. O pillerde kocamandı. Bilirseniz tam kavedermeni(kahve değirmeni) kadardı.
Hava isleyse kızanla cami önünde uzun eşek, güvercin takla , çelik çomak, domuz ya da kuyu kapmaca oynalardı.Sonraları metelik ve düğmecik te oynarlardı.
Kızlar da uzun peliklerinde muskalar ya da bulabilirlerse kırmızı mavi ipler bağlı idi.Kille ya da gazla saçları yıkananların prıl pırıl parlardı. Kaydırak, beştaş, elin üstünde kimin eli var, mendil saklama oyunları oynarlardı.
Düğünlerde öküz arabalarının en güzel en sağlam olanı palı-pırtı cacalarla süslenir, öküzlere bile kına yapılır gelin t elleri ile buynuzları süslenirdi. Düünde pelvan güleşi yürük (at koşusu) yapılır bulunabilen bir davul ya da dümbelekle türkü söylenip oynanırdı. Ama....sonu mutluluklarla uzun süren mutlu evliliklere varırdı.
Ben kızanken de Çakmakçayır'a sahiii Terzialan beyav ora... gittim. Çünkü Salimağaların Ali Esen 'in karısı Kamile, Apturaman Hasan'ın Yakup karısı tetem di .Ninemin (anam) abusunun kızanlarıydı. Arabacıların İsmail'in karısı Firdevs abla da köyümüzden Nizamların kızıdır. Veli işçi dayımdı. Eskiden hısımlık pamuk ipliğine bağlı değil sicime, kınapa bağlıydı baa... gide gelirdik.
Hiç unutmam Abbam iki kıl çuvalı şıvşırmış ekinle dermene götürecekti. Hayvanların önüne bir çiten saman koymuş içine de kuvvetli olsun diye bir urup yulaf kuymuştu.Ben ordan geçerken Savul be hayvanları ürkütme yiyelersinle dedi.
Hani bizim muhacir küülerinde bi laf vadır saravtma bişeyi deye... ben de pek uzattım galiba
Benim en çok hoşuma giden unsurlardan biri köylerde samimiyet ateşi hiç sönmeden hep kor kor yanardı. İğsileri bitmezdi. Küllenen dostluklar parıl parıl parlardı. Pek dargınlık ta olmazdı. Bir de bayramlarda Bayram namazı sonrasında cami avlusunda büyükten küçüğe doğru sıra olunur candan samimiyetle bayramlaşılırdı.
Sabah sabah evlerin yasaklığına açılan tokatların arasından gödek kokusu sızardı. Ah... o bayramlar.
Bu vesile ile bütün Türk Milletinin Ezanı mübarek bilen, bayrağı şeref bilen buram buram insanlık haysiyet ve onur kokan herkesin mübarek Kurban Bayramlarını en halis dileklerimle kutlar nice bayramlara erişmeleri dileklerimle Saygılar, Sevgiler Selamlar sunarım. Allah'a emanet olun.05.01.2007
Ahmet BORAN
Emekli T.Halk
Bankası Veznedarı
2007
Salih Karabacak
 E-mail: salihkarabacak@hotmail.com
E-mail: karabacak.salih@gmail.com
Cep Tel: 0 5325428871